Kewê Işık’ın 45 yıllık mücadelesi

Paylaş:
WAN - Yaşamı boyunca süren devlet baskısı ve sayısız gözaltına rağmen 45 yıldır mücadelesini sürdüren Barış Annesi Kewê Işık, mücadelesi ve tanıklıklarıyla Kürdistan’da süren barış ve adalet arayışının sembol isimlerinden biri haline geldi. 
 
Şirnex'in Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Qaçet köyünde dünyaya gelen Kewe Işık’ın yaşamı, Kürt coğrafyasında yaşanan çatışmalı sürecin izlerini taşıyan uzun soluklu bir direniş hikayesinin ta kendisi. Evlendikten sonra Wan’ın Payîzava ilçesine bağlı Bilisava köyüne yerleşen Kewê Işık, 1990’lı yıllarda artan devlet baskısı ve koruculuk dayatmaları nedeniyle yaşam alanını terk zorunda kaldı. Köylerinin boşatılması ardından ilçe merkezine yerleşen  Kewê Işık ve ailesi, ardından Wan’a yerleşmek zorunda kaldı.
 
Oğlu Hamit Işık’ın PKK’ye katılmasıyla Kewê Işık, bekleyen bir anne pozisyonundan ziyade, barış mücadelesinin öznesi haline geldi. Wan'da Barış Anneleri’nin çalışmalarına katılan Kewê Işık, 45 yıldır her eylem ve etkinlikte ön saflarda yer alıyor. Bu süre boyunca defalarca gözaltına alındı, şiddete maruz kaldı ve hakkında birçok soruşturma açıldı. Her şeye rağmen geri adım atmayan ve barışın mümkün olduğuna inanan Kewê Işık ile hem mücadelesini hem de tanıklık ettiği Newrozları ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü konuştuk. 
 
VARLIK VE KİMLİK MÜCADELESİ 
 
Yaşamı boyunca devletin baskı politikalarına maruz kaldığını vurgulayan Kewê Işık, bütün baskılara rağmen mücadelesinin gün be gün büyüdüğünü söyledi. Tanıklık ettiği Newroz kutlamalarındaki direniş ruhunun sürdüğünü dile getiren Kewê Işık, “Koruculuğu kabul etmediğimiz için Wan’a göç etmek zorunda kaldık. Köylerimiz yakıldı. Wan’a geldiğimiz yıllarda artık varlık ve kimlik mücadelemiz daha da büyüdü. Sayın Öcalan’ın esir alınmasından önce Newroz’u mahallelerde kutlardık. Lastikleri yakar, o ateşin etrafında halaylar çekerdik. Newroz ateşi için köylerde kara lastik ve ayakkabıları toplardık. Saklar ve Newroz’larda yakardık. Bir gün mahalledeki gençler toplandı, topladığımız geven ve kara lastik ayakkabıları aldılar, Newroz ateşini yaktılar. Hemen ateşin yakıldığı yerde bir korucu evi vardı. Biz ateşi yaktıkça onlar söndürüyordu. Onlar ne kadar söndürse ateşi tekrar tekrar yaktım ve en sonunda 12 tane tekeri üst üste koyup ateşi harladık. En son bizi yenemediler ve yaktığımız ateşi söndüremediler. Ateşin etrafına binlerce kişi toplandı. Bunu gören devlet ise, helikopterler kaldırıp, mahalleyi bastı ve birçok kişiyi gözaltına aldı.
 
Yine bir Newroz günüydü herkes parti binasına doldu. Parti binası o kadar dolmuştu ki bina yıkılacak sandık. O zamanlar Newroz kutlamaları yasaklanmıştı. Parti binasının 3 katını da doldurmuştuk. Yıkılacak korkusuyla dışarı çıkıp, kutlamalar orada devam ettik. Dört tarafımızı devlet sardı ve bizlere saldırdı. Parti binasını bastılar. Parti binasının karşısında terzi dükkânı vardı. Bende oraya saklandım. Kumaş rulosuna sardım kendimi, baskında bulamadılar. Sonra gençler tekrar toplandı ve mahallerde Newroz kutlamasına devam ettiler. Mahalle yollarını kapattılar, mahalleye girmemize izin vermediler. Aralardan tepelerden mahalleye girebildik. Girdiğimiz gibi ateşi tekrar yaktık. Polisler mahalleyi bastı ve bize saldırdı. O gün mahalledeki bütün gençleri darp ve işkenceyle aldılar” diyerek, eski dönemi anlattı. 
 
8 MART’A DAİR 
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü içinde günler öncesinden hazırlık yaptıklarını söyleyen Kewê Işık, “O günlerde 8 Mart’a bir gün kala evlerde çörek yapardık. Büyük hamurlar açar yaptığımız çöreğin içini cevizle doldururduk. Yaptığımız çöreklerin içine de bir mavi boncuk koyardık. 8 Mart’ın kahvaltı sofrasına bu çöreklerden konulurdu. Boncuk konulan çörek kime denk gelirse güç ve bilgelik onda olurdu. Büyük küçük demeden 8 Martlarda da damlara çıkar ve ateş yakıp halaylar çekerdik. O gün damlara halılar serilir, bütün mahalleli bir arada yemekler yerdik. Yediğimiz yemeklerden sonra tekrardan halay çekerdik. O gün bütün kadınlar yöresel giyip, kafalarında puşiler bağlarlardı. Yine polis basardı mahalleyi ve bizleri tazyikli sularla ıslatırlardı. 4-5 yıl boyunca bu şekilde polis basar korkusuyla mahallerde kutladık” dedi.