EGEÇEP sonuç bildirgesini açıkladı: Talana son

img
İZMİR - EGEÇEP, "Ekokırım suçtur; doğa affetmez” sloganıyla düzenlediği kurultayın sonuç bildirgesinde, ekolojik tahribata dikkat çekerek, talana son verilmesi çağrısında bulundu. 
 
Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), "Ekokırım suçtur; doğa affetmez!” sloganıyla, 4 Mart'ta düzenlediği kurultayın sonuç bildirgesini İzmir Mimarlar Odası'nda basın toplantısıyla açıkladı. EGEÇEP’in 34 maddelik bildirgesinde, Ege bölgesindeki ekolojik yıkımlar, Mereş depremin ardından yaşanan çevre sorunları ve kapitalizmin doğaya yönelik saldırılarının arttığı vurgulandı. 
 
Bildirgeyi EGEÇEP Yönetim Kurulu üyeleri İlker Ağın ve Nihal Sarıpınar okudu. Sanayileşme ve kentleşmenin çıkardığı sorunların başında ekolojik yıkımlar olduğunu aktarılan bildirgede, "Ekolojik yıkımlar, özellikle kapitalist dönemde ortaya çıkan kalkınmacı modelin bir sonucu olarak ekosistemi ve doğal dengeleri bozması ile başlamıştır. Her geçen gün artan ve acil çözümler gerektiren ekolojik yıkımlar son yıllarda insanların, bitki ve hayvan türlerinin varlığını ve yaşamlarını ciddi bir şekilde tehdit eder duruma gelmiştir. Geçen yıllarda olduğu gibi AKP-MHP iktidarının ekonomik krizden çıkış yolu olarak bulduğu yöntemlerden biri de doğanın yağmalanması, ekolojik yıkım projeleridir. AKP-MHP iktidarı, doğayı ve yaşam alanlarını talan edip Türkiye’nin dört bir yanını altın ve diğer metalik madenler, nükleer veya termik santraller, HES’ler vb. açarak yerli ve yabancı sermaye şirketlerine teslim etmektedir" diye belirtti. 
 
DEPREMİN YIKIMI
 
Mereş merkezli depremlerin yarattığı yıkımlara da değinilen bildirgede, "Yaşanan depremlerinin açıkça gösterdiği üzere depremleri afete dönüştüren deprem gerçeğiyle uyuşmayan uygulamalardır. Denetimsizlik başta olmak üzere yapılaşmanın kontrolsüz bir şekilde sürdürülmesi, kaçak yapılaşmalar, imar afları, zeminle uyumsuz yapılar, tarım alanlarının imara açılması, zemin etütleri ve yapı projelerinin kamusal denetim dışı bırakılması, etkin cezalandırmaların olmayışı gibi nedenlerle on binlerce canlıyı yitirdik; Depremden sonra bölgede enkaz ve moloz yığınlarını kaldırma işlemleri plansız bir şekilde yapılmaktadır. Enkaz kaldırma işlemleri sırasında açığa çıkan asbest yerel halkı, hayvanları, işlem sırasında çalışan işçileri, döküldükten sonra toprağı zehirlemektedir. Bu demek oluyor ki, çok yönlü bir ekolojik yıkımla karşı karşıyayız.  Bölgede hala yeraltında hareketlilik olmasına rağmen yeniden kentleşme için tarım arazilerinde inşaat çalışmalarına başlanmıştır. Enkaz kaldırma işlemleri ve inşaatlar durdurulmalı, halk sağlığı ve ekolojik yıkım gözetilerek ekolojiye uygun kentleşme yapılmalıdır" ifadelerine yer verildi. 
 
SU KRİZİ
 
Kaz Dağları, Madra Dağı, Murat Dağı, Efemçukuru, Kozak Yaylası başta olmak üzere iktidarın da desteği ile yapılan madencilik faaliyetleri ile Gaziemir'de ki radyoaktif atıklara da yer verilen bildirgede, "Ağırlıklı olarak tarım alanında ve sanayide kullanılan su kaynakları aynı zamanda kirletilmektedir. Su krizinin yaşanmaya başlandığı böylesi bir dönemde gelecek için hayati öneme sahip sulak alanlar yapılan yönetmelik değişikliği ile korunmak yerine imara açılmaktadır. Gelecek kuşaklara verdiğimiz daha yaşanılası dünya sözümüz, ancak bizlerden sonraki kuşaklarla yerine getirilebilir” denildi.